kargalihanbaba@hotmail.com
ŞEHİT
SIBA EFKAN ÇAĞLI (ABHAZ)
14\08\1969 – 03\11\1992
Sıba Efkan Çağlı, 14 Ağustos 1969 da Adapazarı’nda doğdu. Abhazya işgal edildiğinde sadece 23 yaşındaydı. Kısacık hayatı boyunca hiç görmediği ama hep özlediği vatanı hakkında elinden geldiğince bilgi sahibi olmaya çalıştı. 14 Ağustos 1992 tarihinde Rusya Federasyonu’nun desteğini alan Gürcü yönetimi Abhazya’yı işgal etti. Vatanının işgali üzerine cephede savaşmak için yola çıkan ilk gruba katıldı ve Abhazya’ya gitti. Ağustos ayı bitmeden Abhazya’ya vardılar. Kasım ayına kadar olan birçok çatışmada yer aldı. 3 Kasım 1992’de Şrom bölgesinde girdikleri bir çatışmada Rusya Federasyonu’nun Gürcistan’a sağladığı bir helikopterden açılan ateş sonucu şehit oldu... Şehidimizin naaşı beş gün sonra vatanından evine getirildi. Doğduğu yer olan Hendek’in Soğuksu Köyü’nde defnedildi. Her sene, şahadetinin yıl dönümünde büyük bir saygı, derin bir özlem ve müthiş bir gururla anılmaktadır… ~ ~ ~ ABHAZYAM Tahammülümüz yok ağlamana Sileceğiz gözyaşlarını dudaklarımızla Bileklerimizdeki zincirler çelikten Seni saran melun surlar fersah fersah olsa da Unutma binlerce oğlun var Uğrunda mahfolmaya hazır Vücutları etten bir yığın haline gelse de Abhazya'm Ruhları seni kurtaracaktır Buna inan İnan ne olur ABHAZYAM .... Sıba Efkan ÇAĞLI ~ ~ ~ EFKAN Uyu Kapat gözlerini artık Sana ait olmayan bu dünyaya Gözyaşların dışarıda kalsın Sahip olduğun tek şeyi de bırak onlara Bırak, onuda bu topraklar alsın. İki damla gözyaşı Sürgün doğanlar bilir sadece Bir tek kelime nasıl yakar insanın canını Vatan; iki damla gözyaşıdır artık Kimse bilmez Bilen silmez gözlerini Alışır belki ama unutamaz acıyı insan Gözyaşları içine akar Sönsün diye yürek yangını Yaşamak zulüm olur Savaşmak ölmek ister Ölünce canı yanmaz diye belki Yaşamak acı verir insana Ölüp Efkan olmak ister Belki kalbi çarpmazsa ağlamayacaktır artık Belki kalbi çarpmazsa Vatan olur sürgün artık Sus Konuşma artık Nereden geldiyse sözcüklerin oraya dönsün Konuşma senin olmayan karanlıklara Sakla bütün yarım kalmış cümlelerini Artık konuşma Toprak bile diyemezken kendi dilinde Özleme vatanını artık O zaman dönersin belki Senin ait olduğun ama Sana ait olmayana Nartuko Özkan ~ ~ ~ Jaji A. Esra Demiröz’ün 04.11.2006 Forum Circassiancanada yazısından SIBA EFKAN Sohum, Rüyalar şehri… Yükleyebildiğiniz her hayali yükleyin üzerine ve her güzelliği… Uğruna taptaze canlar verilen her toprak çok kıymetlidir. ~ ~ ~ Bir “Salı” sabahı, saat 09,00 gibi… Kasım ayı olmasına rağmen güneş perdelerden süzülerek içeriye girmeye çalışıyor. Gördüğüm garip rüyamın etkisini üstümden atamadım. Siyah elbiseleri ile kapının önünde anahtar arayan Melahat Teyzemin nesi vardı ki? Abim merakla “kim vurulmuş anne?” diye soruyor endişeli bir sesle. Odamdan çıkma zamanı geldi. Annem çok üzgün bir tavırla, “bizim sokakta askere giden kim var” diyerek eve girmek üzere. “Bir asker vurulmuş”… Takip eden on dakika içerisinde adeta kıyamet kopuyor Teğmen Sokakta. “Efkan! Yaktın anneni oğlum…” diyor annem gözyaşları içerisinde, anne yüreği ile… Ben kabul etmiyorum. Bahçe kapısının hemen önünde yerlere düşen rengârenk Kasımpatıların üzerinden atlayarak evin arkasına dolanıyorum, Muvaffak Amcamı dizlerinin üzerine çökmüş, ağlar görüyorum, o gözyaşlarını saklamaya çalışsa da göğüs kafesini delip çıkmak üzere kalbi. Boynuma sarılıp sesli bir şekilde ağlamaya başlıyor… Annesi Melahat Teyze, Efkan abimin gitmeden önce giydiği ayakkabılarına sarılmış, hem öpüyor hem ağlıyor… Haberi duyan herkes çok kısa bir süre sonra burada… Biz ağlıyoruz… Sohum ağlıyor… ~ ~ ~ Dağ gibi bir genç düşünün, çok yakışıklı… Abim ya, bana öyle geliyor değil gerçekten çok yakışıklı. O bir Kafkasyalı… Kıyamıyorum… Henüz annesi için o çok küçük… Canlar ülkesi Abhazya’nın sınırlarında devleşiyor Efkan Abim… O artık tüm dünya Çerkeslerinin evladı… ~ ~ ~ Sıkıntıyı ve ateşi gömlek olarak giydiğimiz beş gün boyunca kalbimiz ve beynimiz bu durumu kabulleniyor. Tüm komşularımız kapılarını gelen misafirlere açıyorlar. Beş uzun gün ve beş uzun gece boyunca… Bahçelerde ateşler yakılıyor. Herkes ölüm sessizliği ile O’nu bekliyor… Onlar Canlar Ülkesi Abhazya’ ya Canını katan Efkan Abimin misafirlerini ağırlamaktan onur duyuyorlar. Bizim evimiz ve Melahat teyzemler dışında sokağımızda Kuzey Kafkasyalı olmamasına rağmen… ~ ~ ~ Binlerce insan seli içerisinde Son yolculuğuna uğurluyoruz. Henüz yirmi üçünde, ancak koca bir sınır taşı geçiyor omuzlar üzerinde önümden… Sadece el sallayabiliyorum, ağlayarak … Çığlıklar gökyüzüne ulaştı… Ak saçlı, aksakallı ihtiyarlar mezarının başında dua ediyorlar, Efkan Abi… Tley’ in hikâyesini okurken sen gelmiştin aklıma... Gurur duydum… ... ölümünün 14. yıl dönümünde, sana... Artık yeşil daha anlamlı... Rüzgâr seni eser Kuzey'den... Otlar Nart kokarken ve renkler Nart' a çalarken, bir Kasım daha yaprak olup uğurluyoruz seni umutlarımızın doğduğu topraklara beyaz güvercin kanadında... İsmin Bayrağının dizi dibinde anılır... Ölmek ve yaşamak arasındaki buğulu gözlerde... bir de şiirin var... dillerde... Olmak istediğin yerdesin... Ruhun Şad olsun Efkan abi... ...Ben hala bulvardan her geçişimde karşıdan gelmeni umuyorum... Belki biraz daha yaşlı... Seni her zaman ki kadar çok seviyoruz... Çocuklar Nart doğsun ve ruhları EFKAN olsun… ~ ~ ~ gençti, özlem özlemdi... ve müthiş kuşanmıştı inancını, günü gelmişti işte, artık ne şiirler ne yıldızlar ne türküler şiir gibi yıldız gibi türkü gibi Yaşamanın zamanıydı... günü gelmişti işte, onlar görmediler, onlar görmediler... (Thatsı Tamer)
webmaster : Nartuko Gökhan
e-mail : gguclu@caramail.com